Tuz gölü
Türkiye’nin tuzluluk oranı bakımdan fazla olan göller arasında ikincisi tuzgölü ‘dür.İç Anadolu Bölgesi’nde bulunan Konya,Aksaray,Ankara kentlerinin sınırlarının kesiştiği yerde yer almaktadır.Türkiye’de tuz ihtiyacının %60 gibi oranı bu gölden karşılanmaktadır.
Tuz Gölü ayrca Türkiye’nin derinliği en az olan gölüdür.Afrika-Suriye ayrımındaki en alt noktada bulunan Lut Gölü’nden sonra %32,9′luk tuz oranıyla Dünya’nın en tuzlu ikinci gölü olma niteliğini taşımaktadır.Bu göl deniz seviyesinden 905 metre yükseliğe sahiptir.Kuzeyden güneye 80 metre uzunluğa sahip olan Tuz Gölü’nün batıya mesafesi ise 50 kilometredir. Çevresinde 3.000.000’a yakın nüfus oranı vardır.Ortalama su seviyesi 40 cm olan bu gölün Mayıs ayında yağışın artmasıyla 110 cm olmaktadır.Ortalama olarak en düşük seviyeye ise Ağustos ayında 19 cm olarak gelmektedir.Bu gölde tuz oranın fazla olması buharlaşma nedeniyle gölde su azalır ve tuz tortularının kalmasına neden olur böylece tuzluluk oranı epey fazla olmaktadır.Birikten tuz tortulları makinenlarla kazınarak tuzlarda toplanmaktadır.
Tuz Gölü dışarıya akıntısı olmayan kapalı bir havza gölüdür.Aslında yağış alanın geniş olmasına rağmen iyi derecede beslenemeyen beslenme kaynakları zayıf olan bir göldür.Göle su taşıyan bu akarsuların yazın buharlaşmanın etkisiyle suları iyice azalmakta ve kurumaktadır.Tuz Gölü’ne beslenmesinden yardımcı olan bu akarsular Peçenek Çayı,Melendiz Çayı, İnsuyu, Karasu, ve Kırkdelik çaylarıdır.Doğal yapı olarak kışın gölde biriken fazla su su kuşları için kışlama alanı olarak önemli bir yere sahiptir.Tuzlu ortama alışmış flamingo, kılıçgaga, angıt ve benzeri kuşların yanı sıra yağmurcunlar, turnalar, yaban kazları ve yaban ördekleri gölde büyük topluluklar halinde yaşamaktadır.İlkbahar mevsiminde göl içinde oluşan bataklıklar Bataklık Kırlangıcı,Suna,Angıt,Çamurcun,Kılıçgaga,Kocagöz ve martı türleri gibi kuş türlerinin kuluçka yapmalarına imkan vermektedir.Gölde bulunan tuz mutfaklarda kullanılmakta olan mutfak tuzu ile genel olarak aynı özelliği taşımaktadır.
Göreme zemi vadisi
Kapadokya denilince akla ilk gelen şeylerden birisi peribacaları olsa da, vadiler de bir o kadar önemli ve değerlidir. Kapadokya bölgesi’nde irili ufaklı onlarca vadi vardır. Ancak bunlardan bir tanesi vardır ki 5600 metrelik parkuru ile diğerlerinden önemli ölçüde sıyrılır.
Hem bölgede yoğun bir şekilde bulunan peribacalarını seyretmek aynı zamanda da uzunca bir doğa yürüyüşü yapmak için çok iyi bir tercih olan Zemi Vadisi özellikle yabancı turistlerin gözdelerinden birisi.
Çoğunlukla küçük gruplar halinde yapılan yürüyüşler vadinin güzelliğinin farkına varmanızı sağlıyor. Kapadokya bölgesinde sıkça rastlayamayacağınız ölçüde yeşil alana sahip Zemi Vadisi’nin belli bir kısmına bisikletle gitmek de oldukça iyi bir fikir. Fakat yaklaşık 1000 metre sonra bisikletinizle yol alamayacağınız kadar zorlu parkurlar karşılıyor sizi. Yer yer zorlu atlama ve tırmanmaların yaşanacağı vadide aşırı yürüyüşçü bulunmadığı için rahat bir ortamla karşılaşıyorsunuz.
Zemi Vadisine ulaşım ise gayet kolay. Nevşehir il merkezine ulaştıysanız her saat kalkan otobüsler Göreme’ye ulaşımı sağlıyor. Aynı zamanda bölgede birçok oto ve motosiklet kiralama servisi sağlayan şirketler de var. Nevşehir il merkezine yaklaşık 15 kilometre uzaklıkta bulunan Göreme’de konaklama seçenekleri de sorun çıkartmayacak düzeyde. Bölgede büyük çaplı otellerden küçük aile pansiyonlarına kadar birçok konaklama seçeneği mevcut. Daha iyi şartlar arıyorsanız Ürgüp’te bulunan 5 yıldızlı otellerden birini tercih edebilirsiniz.
Vadide bulunan kiliseleri de ziyaret ederseniz hem kısa bir soluklanma açısından hem de Kapadokya’daki kiliselerin yapısını anlama açısından gayet iyi olacaktır.
Bütün bu özellikleriyle Kapadokya bölgesinde mutlaka görülmesi yerlerden birisi. Unutmayın ki Kapadokya yalnızca peribacalarından ibaret değil.
Avanos nevşehir
Avanos Nevşehir’in bir ilçesidir.Avanos’un tarihi Hititlere dayanmaktadır.Tarihte Hititler’in Avanos’ta çanak çömlek yaptığı günümüze kadar gelen bilgiler arasındadır.Bu el sanatı babadan oğula geçerek günümüze kadar gelmiştir.Bu çanak-çömlekler Avanos’un dağlarından Kızılımak’ın yataklarından elde edilen yağlı killer ellenir ve bu şekilde yapılmaktaydı.Ayakta döndürebilen çark adı verilen bu tezgahın üzerinde maharetli ellerle şekillenmesi sağlanırdı.Çanak yapılmış olurdu.Atölyelerde yapılan bu çanakların önce güneşte daha sonra gölgede kurutulması gerekirdi.
Daha sonra çok sıcak sıcaklığı 800-1200 derece arasında değişen fırınlarda iyice pişiriliyordu.Bu fırınlar samala ve talaş aracılığıyla yakılıyordu.Avanos’a gidildiği zaman gezilip görülmesi gereken çanak ve çömlek atolyeleri ve bu atolyelerden çıkan o eşsiz maharetli ellerle yapılmış çanak çömlekleri keyifle izlemek gerçekten mükemmel bişey.Avanos’ta ayrıca yerin altında çöküntülerle oluşmuş mağaralar bulunmaktadır.Mağaralara girişinden itibaren aşağı iniş merdiveniyle 50 metre kadar olup mağaranın yükseliği 2 metre civardındadır.Bazı yerleri çöküntülerden dolayı daha yüksek oluşmuştur.Genel olarak yüksek fazla değildir.Avanosa’da günümüzde çok turist gelmektedir.
Kayseri Hakkında / Turizmi
CAMİLER
Lale (Lala) Camisi: Melikgazi İlçesinde Bulunmaktadır.
Han Camii: Melikgazi’ de bulunan cami ve kümbet 13. Yüzyıl ortalarında yapılmıştır
Hacı Kılıç Camii ve Medresesi: 1249 yılında yapılmıştır. Kocasinan ilçesinde bulunmaktadır
Hunat Hatun Camii: Melikgazi ilçesinde bulunan camii 13. Yüzyıl ortalarında yapılmıştır.
Kurşunlu Camii: 1574 yılında yapılan camii Kocasinan ilçesinde bulunmaktadır.
Gülük Camii: 13. Yüzyılın başlarında yapılan camii Melikgazi ilçesinde bulunmaktadır.
Cami Kebir (Ulu Cami): Melikgazi ilçesinde bulunmaktadır.
Kale Camisi (Fatih Camii): Melikgazi ilçesinde bulunmaktadır.
Yeşilyurt Köyü Melik Arslan Camisi: Melikgazi ilçesinde bulunan cami 1465 yılında yaptırılmıştır.
Diğer Camiler: Sivas Hatun (Ulu) Camii, İncesu Karamustafa Paşa Camisi, Yeşilhisar Ulu Camii, Gürpınar Köyü Camii, Molu Köyü Camisi, Talas Han Camii, Cıncıklı Camii, Şeyh (Şıh) Camii, Yanıkoğlu Camii, İsa Kümbet Camii, Battal Camii, Emir Sultan Camii, Bürüngüz Camii (İki Kapılı), Hasinli Camii, Kümbet Camii (Kubaroğlu Mescidi), Hacet Mescit (Camisi), Çandır Camii, Hacı Veled Camii, Barsama Camii, Ulu Camii, Daniş Ali Bey Cami, Alaüddevle Camii (Mescidi), Palas Camii, Harman Camii, Panaya Kilisesi (Yeni Camii), Ali Saib Paşa Camii, Kara Mustafa Paşa Külliyesi Camii, Merkez Camii, Ertana Camii, Hamza Paşa Camii
MEDRESELER VE MEKTEPLER
Gıyasiye Medresesi ve Gevher Nesibe Şifaiyesi: Kocasinan ilçesinde bulunmaktadır
Seraceddin Medresesi: Melikgazi ilçesinde bulunmaktadır
Hunat Hatun Medresesi: Melikgazi ilçesinde bulunmaktadır
Sahabiye Medresesi: Kocasinan ilçesinde bulunmaktadır
Hacıkılıç Medresesi: Kocasinan ilçesinde bulunmaktadır
Diğer Tarihi Medreseler: Hatuniye Medresesi, Köşk Medresesi, Avgunlu Medresesi, Develi Şıhlı Hamidiye Medresesi, Gülük Medresesi, Hoca Hasan Medresesi, Şifahiye ve Gıyasiye Medresesi (Tıp Tarihi Müzesi), Hamidiye Medresesi, Kara Mustafa Paşa Külliyesi Medresesi, Havadan Köyü Külliyesi (Hacı İbrahim Tekkesi), Şeyh Turesan Zaviyesi,
Rüştiye Mektebi: Talas ilçesinde bulunmaktadır
KÜMBET, TÜRBE VE MEZARLAR
Sırçalı Kümbet: Melikgazi ilçesinde
Çifte Kümbet: Melikgazi ilçesinde
Hasbek Kadı Kümbeti: Kocasinan ilçesinde bulunmaktadır
Diğer Kümbetler: Döner Kümbet, Han Kümbet, Bağbük Bey kümbeti, Ali Cafer Kümbeti, Köşk Kümbeti, Gevher Nesibe Kümbeti, Alaca Kümbet, Lala Muhlisiddin (Lala Paşa) Kümbeti, Adsız Kümbet, Hacip Kümbeti, Kırk Kızlar Kümbeti, Avgunu (Avgunlu) Kümbeti
Melikgazi Türbesi: Pınarbaşı ilçesinde bulunmaktadır.
Mahperi Hunat Hatun Türbesi: Melikgazi ilçesinde bulunmaktadır.
Esma Hatun Türbesi (Talas): Talas ilçesinde bulunmaktadır.
Diğer Türbeler: Zeynel Abidin Türbesi, Seyyid Burhaneddin Türbesi, Kutluğ Hatun Türbesi, Şeyh Tennuri Türbesi, Hızır İlyas Türbesi (Develi), Seyyid Dev Ali Türbesi, Beşparmak Türbesi, Dört Ayak Türbesi (Kırk Kızlar Türbesi), Emir Ali Türbesi (Pişrev Ali), Mehmet Zengi Türbesi, Emir Erdoğmuş Türbesi, Emir Şahab Türbesi, Suya Kanmış Hatun Türbesi, Melik Mehmet Gazi Türbesi, Şadgeldi (Uluhatun) Türbesi, Şeyh Seyfullah Türbesi, Ulu Hatun Türbesi, Çiflik Türbesi, Koçcağız Garip Türbesi, Gül Baba Türbesi, Yahyagazi Türbesi, Seyyid Ali Türbesi, Şerif Türbesi, Şeyh Ümmü Türbesi, Ebce Sultan Türbesi, Aşık Seyrani Parkı ve Türbesi, Tomarza İncili Köyündeki Halil Dede Türbesi, İncili Köyü Türbe Tepesi
Kaya Mezarları: Tomarza ilçesinde bulunmaktadır.
Viranşehir Roma Mezarı: İncesu ilçesinde bulunmaktadır.
Roma Mezarı: Kocasinan ilçesinde bulunmaktadır.
Seyyid Halil Devletlü (Seyyid İsa Zaviyesi): Develi ilçesinde bulunmaktadır.
HAN, KERVANSARAY VE KÖŞKLER
Vezir Hanı: Melikgazi ilçesinde bulunmaktadır
Pamuk (kapan) Hanı: Melikgazi ilçesinde
Sultan Hanı: Bünyan ilçesinde bulunmaktadır
Karatay Hanı: Bünyan ilçesinde bulunmaktadır
Gön Hanı: Melikgazi ilçesinde bulunmaktadır
İsbile Hanı: Talas ilçesinde bulunmaktadır
Kara Mustafa Paşa Külliyesi Kervansarayı: İncesu ilçesinde bulunmaktadır
Sultanhanı Kervansaray: Bünyan ilçesinde bulunmaktadır
Karatay Kervansarayı: Bünyan ilçesinde bulunmaktadır
Keykubadiye Köşkü: Kocasinan ilçesinde bulunmaktadır
Babük Bey Köşkü: Melikgazi ilçesinde bulunmaktadır
Haydar Bey Köşkü: Kocasinan ilçesinde bulunmaktadır
Erkilet’te Hıdrellez Köşkü: Kocasinan ilçesinde bulunmaktadır
Güpgüpoğlu Konağı: Melikgazi ilçesinde bulunmaktadır
Atatürk Köşkü: Talas ilçesinde bulunmaktadır
ÇARŞI VE BEDESTENLER
Kapalı Çarşı: Melikgazi ilçesinde
Kara Mustafa Paşa Külliyesi Çarşısı: İncesu ilçesinde
Bedesten: Melikgazi ilçesinde
TARİHİ ÇEŞMELER
Lala Paşa Çeşmesi, Hacı Veled Ceşmesi, Hasbekkikçi Çeşmesi, Hasbek Kümbet Çeşmesi, Hasinli Çeşmesi, Asmalı Çeşme, Gülük Çeşmesi, Gavremoğlu Çeşmesi, Göllü Çeşmesi, Şeyh İbrahim Tennuri Çeşmesi, Çifteönü Çeşmesi, Sahabiye Çeşmesi, Deliklitaş Çeşmesi, Kadı Çeşmesi, Matara (Matra) Çeşmesi, Mollaoğlu Çeşmesi, Müftü Çeşmesi, Yazı Camii Çeşmesi, Gömleksiz Çeşmesi, Güdüllü (Güdüklü) Çeşmesi, Kara İmam Çeşmesi, Hacı Kasım Çeşmesi, Çukurlu Camii Çeşmesi, Camii Kebir (Ulu) Camii Çeşmesi, Sıtma Pınarı
HAMAMLAR
Kadı Hamamı: 1542 Yılında Melikgazi ilçesinde yaptırılmıştır.
Diğer Hamamlar: Selahaddin Hamamı, Hunat Hamamı, Sultan Hamamı, Deveci Hamamı, Cafer Bey Hamamı, Gülük Hamamı, Birlik Hamamı, Kara Mustafa Paşa Külliyesi Hamamı
KALELER
Kayseri Kalesi (Merkez): Melikgazi ilçesinde bulunmaktadır.
Melikgazi Kalesi: Pınarbaşı ilçesinde bulunmaktadır.
Develi Kalesi (Develi): Develi ilçesinde bulunmaktadır.
Öksüt Kalesi (Develi): Develi ilçesinde bulunmaktadır.
Diğer Kaleler: Akkışla Kalesi (Akkışla), Viranşehir Zamantı Kalesi (Pınarbaşı), Yeşilhisar Kalesi (Yeşilhisar), Zengibar Kalesi (Yeşilhisar), Zamantı Kalesi,
KİLİSELER VE TAPINAKLAR
Surp Kirkor Losovoriç Kilisesi: Melikgazi ilçesinde bulunmaktadır.
Şammaş Pir Kilisesi: Bünyan ilçesinde bulunmaktadır.
Endürlük Kilisesi: Talas ilçesinde bulunmaktadır.
Diğer Kiliseler: Surp Astuadzadzin (Meryem Ana) Kilisesi, Yanartaş (Darsiyah) Kilisesi / Gesi, Prokopis Kilisesi / Ağırnas, Germir kilisesi, Tomarza Kilisesi,
Develi’deki Kiliseler: Develi İlçesine 45 km. uzaklıkta bulunan Yaylacık köyünde 40 kadar kilise olup, bugün 10-15 kadar kilise kalıntısına rastlanmaktadır.
Derevenk Vadisi: Talas ilçesinde bulunan bu vadi içerisinde Hıristiyanlık dönemine ait kiliseler, manastırlar ve yerleşim yerleri mevcuttur.
Çan Kulesi: Özvatan ilçesinde bulunmaktadır.
Ayşe Pınar ve Kaya Tapınakları: Develi ilçesinde bulunmaktadır.
MÜZELER
Arkeoloji Müzesi: Melikgazi ilçesinde bulunmaktadır.
Etnografya Müzesi: Melikgazi ilçesinde bulunmaktadır
Etnografya Müzesi: Kocasinan ilçesinde bulunmaktadır
Atatürk Evi Müzesi: Melikgazi ilçesinde bulunmaktadır
Mimar Sinan ve Kent Müzesi: Kocasinan ilçesinde bulunmaktadır
Ahi Evran Zaviyesi, Esnaf ve Sanatkarlar Müzesi: Melikgazi ilçesinde bulunmaktadır.
KÖPRÜLER
Tekgöz Köprüsü: Kocasinan ilçesinde bulunmaktadır.
Çokgöz Köprüsü: Kocasinan ilçesinde bulunmaktadır.
Şahruh Köprüsü: Sarıoğlan ilçesinde bulunmaktadır.
Kuru Köprü: Talas ilçesinde bulunmaktadır.
MAĞARALAR
Kayabaşı Mağaraları: Bünyan ilçesinde bulunmaktadır.
Ayvazhacı Köyü Asmalı Mağara: Develi ilçesinde bulunmaktadır.
İlibe İnleri: Develi ilçesinde bulunmaktadır.
Künye Köyü Sarkıt – Dikit Mağarası: Develi ilçesinde bulunmaktadır.
İncesu Eski Köy İnleri: İncesu ilçesinde bulunmaktadır.
Ağırnas Yer altı Şehri: Melikgazi ilçesinde bulunmaktadır.
Doğanlı Yer altı Şehri: Yeşilhisar ilçesinde bulunmaktadır.
HARABELER VE YAPILAR
Gereme Harabeleri: Develi ilçesinde bulunmaktadır.
Yapı / Felahiye: Felahiye ilçesinde bulunmaktadır.
Soğanlı Harabeleri: Yeşilhisar ilçesinde bulunmaktadır.
Erdemli: Yeşilhisar ilçesinde bulunmaktadır.
Keşlik: Yeşilhisar ilçesinde bulunmaktadır.
DOĞA TURİZMİ
Rafting: Uzunluğu 380 km’ yi bulan Zamantı ırmağında rafting yapılmaktadır.
Doğa Turu ve Treking: Aladağlar Milli Parkın’da bulunan dağ göllerine (Gökgöl, Karagöl, Çömçe, Yıldız gibi) yaylalar (Gökoluk, Eğri, Meyden, Akçay) ve Aladağlar Milli Parkı’nın en görkemli zirveleri Demirkazık (3756 m.), Emler (3723m.), Tosun Tepe (3612m.), Eğri (3550m.), Susuz (3250m.) Direktaş (3510m.), Vayvay (3563m.), Kızılyar (3654m.) Kızılkaya zirveleri (3725m.) ve dünyanın en güzel peyzaj alanı Yedigöller, fotoğraf çekme, manzara ve zirve zevkini tatmak için ideal bir treking rotasıdır.
KIŞ TURİZMİ
Erciyes Dağı: Erciyes Dağı’nın 1500 m. yüksekliğe kadar olan kesimler bağlarla kaplıdır. Dağın doğu yüzünde 2100-2900 metreler arasında yer alan Tekir Yaylası, yazın yaylacılık, kışın ise bir kış turizm merkezidir.
Tekir Yaylasından Tırmanış: En emin tırmanış, Tekir Yaylasından yapılır. Erciyes için biraz güç, fakat daha zevkli tırmanış ise kuzeybatı yüzünden yapılır.
ŞELALELER
Kapuzbaşı Şelaleleri: Kayseri’ye 107 km. uzaklıktaki Yahyalı İlçesinin güneyinde, ilçe merkezine 76 km.mesafede yer alan Kapuzbaşı Takım Şelaleleri yedi şelaleden oluşmaktadır.
MESİRE YERLERİ VE PARKLAR
Sarımsaklı Baraj Gölü & Piknik Alanı, Kumarlı Parkı, Fuar Kültür Park, Beştepeler, Mesire Park
TERMAL TURİZM
Bayramhacı Kaplıcası: Kayseri’nin 65 km. batısında, Bayramhacı köyüne 1,5 km. uzaklıkta yer alan kaplıcada 55 oda 140 yatak kapasitesi, iki erkek, iki bayan olmak üzere toplam dört havuzla hizmet vermektedir. Kaplıcanın 38ºC / 40ºC sıcaklığındaki suyun romatizma, deri, kalp ve kan dolaşımı, solunum yolu ve kadın hastalıkları tedavisinde yararlı olmaktadır.
Tekgöz Kaplıcaları: Kayseri’ye 33 km. uzaklıkta Kocasinan ilçesi Yemliha kasabasında bulunan kaplıcada, biri erkek biri bayan olmak üzere iki havuz mevcuttur. Kaplıcanın 43ºC sıcaklığındaki suyu; romatizma, deri, solunum yolu, böbrek ve idrar yolları, kadın hastalıkları tedavisinde yararlı olmaktadır.
ÖREN YERLERİ
Kültepe Ören Yeri: Kayseri-Sivas karayolunun 20. km.sinden, yolun 2 km. kuzeyinde yer alan yüksekliği 22 m. çapı 500 m.yi bulan bir höyük tepe ile onun etrafını çeviren Karum adı verilen aşağı şehirden ibarettir.
Şehir Surları ve Kalesi: Cumhuriyet Meydanında bulunan Kayseri Surları ve Kalesi 3. yy. ortasında inşa edilmiş, 6.yy. ortasında da daraltılmış ve tamir edilmiştir. Kayseri şehrinin tarihi kalesi iki kısımdan ibarettir: dış sur ve burçlardan meydana gelen dış kale ve iç kale.
NE YENİR?
Pastırma ve Sucuk, Kayseri’nin meşhur mantısı (yağ, tepsi, vs) mutlaka tadılmalıdır
NE ALINIR?
Bünyan ve Yahyalı halısı ile ünlü olan Kayseri’de pastırma ve sucuk alınması gereken yiyecek malzemeleridir
YAPMADAN DÖNME
Erciyes Dağında kayak, trekking yapmadan,
Erdemli ve Soğanlı Vadisindeki kaya kiliselerini görmeden,
Kapuzbaşı Şelalelerinde piknik yapmadan,
Kayseri Kalesi ve Tıp Tarihi Müzesini gezmeden,
Pastırma ve Sucuk tatmadan,
Yöresel El Dokuma ve Bünyan ya da Yahyalı halıları almadan,
…Dönmeyin.
Konya Hakkında / Turizmi
TARİHÇE
Konya’da ve çevresinde yerleşik düzen Prehistorik (tarih öncesi) çağdan başlar. Konya daha sonra Hitit, Frig, Lidya, Pers, İskenderun, Bergama, Roma, Bizans egemenliklerinde kalmıştır.1071 tarihindeki Malazgirt Meydan savaşından sonra Konya Selçukluların eline geçen şehir 1097 tarihinden 1277 tarihine kadar aralıksız Anadolu Selçuklularının başşehri olmuştur. Konya Selçuklulardan sonra Karamanoğulları ve Osmanlı dönemlerini yaşamıştır.
CAMİLER
Alaaddin Camii: Anadolu Selçuklu dönemi, Konya’nın en büyük ve en eski camisidir.
İplikçi Camii : Alaaddin Caddesi üzerindedir. Şemsettin Altınoba tarafından 1201 yılından sonra yaptırılmış, Somuncu Ebubekir (1332) tarafından genişletilmiş, yenilenmiştir.
Sahip Ata Camii ve Külliyesi : Anadolu Selçuklu Devleti vezirlerinden Sahip Ata tarafından 1258–1283 yılları arasında inşa edilmiş olan mescit türbe, hanigâh ve hamamdan ibarettir.
Sadrettin Konevi Camii ve Türbesi : Konya’nın Şeyh Sadrettin Mahallesi’ndedir. 1274 yılında yapılmıştır.
Şems-i Tebrizî Camii ve Türbesi : Şerafettin Camii kuzeyinde eskiden mezarlık olan Şems Parkı’nın içinde yer alır.
Kadı Mürsel (Hacı Hasan) Camii : Hükümet Konağı’nın batısındadır. Güney duvarında bulunan kitabesine göre 1409 yılında ve Karamanoğlu Mehmet Bey zamanında Hacı Mustafa oğlu Mürsel tarafından yaptırılmıştır.
Tursunoğlu (Tahir Paşa) Camii : Abdülaziz Mahallesi’ndedir. 15. yüzyıl başlarında Konya eşrafından Tursunoğlu Mehmet Bey tarafından yaptırılmıştır.
Selimiye Camii : Mevlâna Dergâhı’nın batısında, inşaatına Sultan II. Selim’in şehzadeliği döneminde başlanmış, (1558–1567) arasında tamamlanmıştır.
Aziziye Camii : Konya çarşısının ortasındadır. Muntazam kesme Gödene Taşı ile yapılan cami son Osmanlı mimarisinin çok başarılı bir eseridir.
Şerafettin Camii : Hükümet Konağı’nın güney cephesindedir. Cami, ilk defa 12. yüzyılda Şeyh Şerafettin tarafından yaptırılmıştır.
Kapı Camii : Sarraflar (Çıkrıkçılar) Caddesi üzerindedir. Asıl adı İhyaiyye olup, eski Konya Kalesi’nin kapılarından birinin çevresinde yer aldığından Kapı Camii adı ile anılır.
Nakiboğlu Camii : Cami, Nakiboğlu Mahallesi’ndedir. Vakfiyesine göre Konya Müftüsü Nakibü’l-Seyid İbrahim tarafından 1762 yılında yaptırılmıştır.
Osmanlı Devrine Ait Diğer Camiler
- Piri Mehmet Paşa Camii
- Hacı Fettah Camii
- Ovalı oğlu (Çelik Paşa) Camii
- Saray (Kışla) Camii
- Sep Hevan Camii
- Kö
prübaşı Camii
- Namık Paşa Camii
- Amber Reis (Feridiye) Camii
MESCİDLER
Hasbey Darülhuffaz Mescidi : Gaziâlemşah Mahallesi’ndedir.
Meram (Hasbey) Mescidi : Konya’nın tarihi bir mesire yeri olan Meram’dadır.
Ali Efendi Muaalimhanesi : Şerafettin Camii civarındadır.
Nasuh Bey Dar-Ül Huffazı : İstasyon Caddesi üzerindedir.
Diğer Mescitlerden Bazıları
- Hacı Ferruh (Taş Cami/Akca Gizlemez) Mescidi
- Hoca Hasan Mescidi
- Sırçalı Mescit
- Beşarebey (Ferhuniye) Mescidi
- Beyhekim Mescidi
- Bulgur Dede Mescidi
- İçkaraaslan Mescidi
- Terceman Mescidi
- Zevle Sultan Mescidi
- Karatay Mescidi
- Zenburi Mescidi
- Meydan Mescidi
- Cevizaltı Mescidi
- Keçeci Mescidi
ANITLAR
Eflatunpınar: Eflatunpınar, Hititler döneminde kurulmuş kutsal Hitit Anıtıdır.
Fasıllar Anıtı: Dünyanın en büyük kaya anıtlarından biridir.
Eflatunpınar Hitit Anıtı: Konya- Beyşehir ilçesindedir.
İvriz Kabartması: Halkapınar ilçesinde İvriz köyündedir. Hititler tarafından yapılmış bir kabartmadır.
SARAY VE HANLAR
Zazadin Hanı : Sultan Alaeddin Keykubat döneminde 126 yılında Selçuklu Emirlerinden Vezir Sadettin Köpek tarafından yaptırılmıştır.
Horozlu Hanı : 1248 yılında bugünkü Konya–Aksaray asfaltının 8. km’sinde kışlık (kapalı) olarak, avlusuz kervansaraylar tipinde yapılmıştır. 1957–1958–1963 yıllarında kısmen onarılmıştır.
Kızılviran Han : Konya–Beyşehir yolu üzerinde olup, Konya’ya 44 km. uzaklıktadır.
Obruk Han : Obruk Hanı, Konya’yı Aksaray’a bağlayan yol üzerindedir. Plan olarak üstü açık bölüm (avlu) ile kapalı hacimden oluşan klasik Selçuklu hanları şemasına sahiptir.
TÜRBELER
Sultanlar Türbesi : Alaaddin Camii içinde kuzeyde, klasik Selçuklu türbeleri tipindedir.
Tavusbaba Türbesi : Konya’nın tarihi bir mesire yeri olan Meram’dadır.
Ateş – Baz Veli Türbesi : Eski Meram Yolu üzerindedir.
Gömeç Hatun Türbesi : Musalla Mezarlığındadır.
Kesikbaş Türbesi : Kalenderhane Mahallesi’ndedir.
Tahir ile Zühre Türbe ve Mescidi : Beyhekim Mahallesi’ndedir.
Emir Nurettin Türbesi : Sephavan Mahallesi’ndedir.
Taç–Ül Vezir Türbesi : Dede Bahçesi civarındadır. (Kültür Fuarı)
Burhaneddin Fakih Türbesi : Burhandede Mahallesi’ndedir.
Diğer Türbelerden Bazıları
- Gühertaş Türbesi
- Karasungur Türbesi
- Pir Esat Türbesi
- Ulaş Baba Türbesi
- Şeyh Osman Rümi Türbesi
- Fakih Dede Türbesi
- Kalender Baba Türbesi
- Siyavus Veli Türbesi
- Turgutoğulları Türbesi’dir.
Örenyerleri
Konya Etnografya Müzesi
Çatalhöyük – Küçük Köy Çumra
Bolat Örenyeri – Hadim / Bolat Köyü
Karahöyük – Meram / Harmancık Mah. Kubadabat – Beyşehir – Gülkaya
Ayaelena Kilisesi – Selçuklu – Sille Mah.
Çatalhöyük: Konya’ya 60 km uzaklıktadır. Arkeolojik kazılar devam etmektedir. En erken yerleşim katı M.Ö.5500 yıllarına tarihlenmektedir. İnsanlık tarihinde ilk yerleşme, ilk ev mimarisi, ilk kutsal yapı Çatalhöyük’te olmuştur.
Kilistra Antik Kenti: Konya’nın güney batısında 55 km. mesafededir. Kral yolu üzerinde bulunan ve İsa’nın havarilerinden Saint Paul’ün ilk vaaz verdiği yerlerdendir.
Sille Aya-Elana Kilisesi: Sille şehir merkezine 8 km. mesafede bir yerleşim yeridir. M.S. 327 senesinde Bizans İmparatoru Constantin’in Annesi Helena, Hac için Kudüs’e giderken Konya’ya uğramış ve ilk Hıristiyanlık çağlarına ait oyma mabetleri görmüş, burada bir mabet yaptırmaya karar vermiştir.
TERMAL TURİZM
Ilgın Termal Turizm Merkezi: Ilgın şehrinin doğusunda ve belediye sınırları içinde yer almakta olup, Konya şehir merkezine 88 km. uzaklıktadır. Ilgın-Akşehir yolunun da 2. km’sinde bulunmaktadır.
Köşk Kaplıcaları: Konya-Beyşehir-Hüyük yolu üzerinde ve Konya’ya 85 km. mesafede bulunmaktadır. Devremülk ve kaplıca şeklinde hizmete açıktır.
İsmail Kaplıcaları: Konya’ya 50 km. mesafede İsmail kasabasındadır. Halen kaplıca evleri hizmete açıktır.
MAĞARA TURİZMİ
Büyük Düden Mağarası (Konya, Derebucak İlçesi) : Mağara Konya-Beyşehir-Derbucak yolundan sonra, Derebucak’tan Antalya-İbradi yönünde, 18. km’sinde, Kembos Ovası batı kıyısında yer almaktadır.
Tınaztepe Mağara Sistemi (Konya, Seydişehir İlçesi) : Tınaztepe mağara sistemi Seydişehir’in 35 km. güneybatısında Keçili köyü mevkiindedir. Mağara Mortaş boksit yatağının 5 km. batısındadır.
Balatini Mağarası (Konya, Beyşehir İlçesi) : Mağara Beyşehir’e bağlı Çamlık beldesi ile Derebucak ilçesi sınırlarında yer almaktadır.
Körükini Mağarası (Konya, Beyşehir İlçesi) : Beyşehir’e bağlı Çamlık beldesinin 500 m. güneybatısında bulunan mağaraya stabilize yolla ulaşılmaktadır.
Suluin (Değirmenini) Mağarası : Konya ili, Beyşehir ilçesine bağlı Çamlık beldesinin 500 m. güney batısında bulunan mağaraya stabilize yolla ulaşılmaktadır.
Susuz Mağarası : Mağara, Seydişehir ilçesine bağlı Susuz köyünde yer almaktadır.
Pınarbaşı Mağarası : Beyşehir Gölü güneyinde bulunan Kızılova’nın güneybatı yamacında yer alır.
MESİRE ALANLARI
Meke Krater Gölü: Karapınar ilçesine 8 km mesafede çift volkan patlaması ile oluşmuş bir krater gölüdür.
Yerköprü Şelalesi: Hadim İlçesindedir. Şelale olmasının yanında bazı cilt hastalıklarına iyi geldiği bilinmektedir.
MİLLİ PARKLAR VE KORUNAN ALANLAR
Beyşehir Gölü Milli Parkı : Konya ili Beyşehir ilçesi içerisinde yer almaktadır.
Akgöl Tabiatı Koruma Alanı : İç Anadolu Bölgesi’nde, Konya ili, Ereğli ilçesi sınırları içerisinde yer almaktadır.
Kocakoru Ormanı Tabiat Parkı : Konya ili, Seydişehir ilçesi, Taraşçı Belediyesi sınırları içerisindedir.
Tabiat Anıtları :
Fosil Ardıç: 500 yaşında, 4,5 m. çevre genişliğine sahip ardıç ağacı.
Meke Gölü: Maor adı verilen bir volkanik patlamayla meydana gelen çukurda oluşan göl.
Titrek Kavak: 100 yaşında, 25 m. boyunda, 2,5 m. çap ve 8 m. çevre genişliğinde kavak ağacı.
KUŞ GÖZETLEME ALANLARI
Akşehir ve Eber Gölü : Konya ve Afyon illeri içerisindedir.
Çavuşçu Gölü : Battal ve Çebişçi dereleri tarafından beslenen bir tatlı su gölüdür.
Uyuz Gölü: Çöl Gölü’nün güneyinde yer altı suyu ile beslenen ve en derin yeri 1.5 m. olan kıyıları sazlıklarla kaplı küçük bir tatlı su gölüdür.
Samsam Gölü : Yer altı suyu, birkaç küçük dere ve yağışlarla beslenen küçük sığ bir tatlı su gölüdür.
Kozanlı Gökgöl : Bu ÖKA, 50 ha. büyüklüğündeki bir tatlı su gölünden ve Kulu ilçe merkezinin 20 km. batısındaki Kozanlı Kasabası ile bu göl arasında yer alan yüzlerce hektarlık çayır ve bataklıktan oluşur.
Kulu Gölü : Kulu Gölü, Tuz Gölü’nün kuzey batısında Kulu ilçe merkezinin 5 km. doğusunda yer alan sığ bir göldür.
Ereğli Sazlığı : Alanı Konya ve Karaman il sınırları içerisindedir.
Karapınar Ovası(Sultaniye Sazlığı) : Merkezinde maksimum 6000 ha. yüzölçümlü, sığ ve tuzlu bir göl bulunan geniş, kıraç bir ovadır.
Beyşehir Gölü : Alan, Konya ve Isparta il sınırları içerisindedir.
Suğla Gölü : Bir zamanlar yüzölçümü 16.500 ha’a ulaşan suğla gölü, kış ve bahar aylarında yaklaşık 2500 ha.’lık bir alan kaplamaktadır.
Tuz Gölü : Alan Konya, Aksaray, Ankara illeri içerisindedir.
Hotamış Sazlığı : Konya Ovası’nın güney ucunda, sönmüş Karadağ volkanının kuzeyinde yer alan geniş bir tatlı su bataklığıdır.
Bolluk Gölü : Tuz Gölü’nün batısında yer alan, suyu yoğun sodyum sülfat içeren tuzlu bir göldür.
Tersakan Gölü : Tuz Gölü’nün batısında yer alan pınarlar yüzey akımlarıyla beslenen tuzlu bir göldür.
MEVLANA MÜZESİ
Bugün müze olarak kullanılmakta olan Mevlâna Dergâhı’nın yeri, Selçuklu Sarayı’nın Gül Bahçesi iken bahçe, Sultan Alâeddin Keykubad tarafından Mevlâna’nın babası Sultânü’l-Ulemâ Bâhaeddin Veled’e hediye edilmiştir.
Sultânü’l-Ulemâ 12 Ocak 1231 tarihinde vefat edince türbedeki bugünkü yerine defnedilmiştir. Bu defin gül bahçesine yapılan ilk defindir.
Sultânü’l-Ulemâ’nın ölümünden sonra kendisini sevenler Mevlâna’ya müracat ederek babasının mezarının üzerine bir türbe yaptırmak istediklerini söylemişlerse de Mevlâna “Gök kubbeden daha iyi türbe mi olur” diyerek bu isteği reddetmiştir. Ancak kendisi 17 Aralık 1273 yılında vefat edince Mevlâna’nın oğlu Sultan Veled Mevlâna’nın mezarı üzerine türbe yaptırmak isteyenlerin isteklerini kabul etmiştir. “Kubbe-i Hadra” (Yeşil Kubbe) denilen türbe dört fil ayağı (kalın sütun) üzerine 130.000 Selçukî dirhemine Mimar Tebrizli Bedrettin’e yaptırılmıştır. Bu tarihten sonra inşaî faaliyetler hiç bitmemiş 19. yüzyılın sonuna kadar yapılan eklemelerle devam etmiştir.
NE ALINIR?
Konya ilçe ve köylerinde dokunmuş halı ve kilim alınabilecek önemli eşyalardır. Bununla beraber Mevlana ve Konya’ya yönelik hediyelik eşya çeşidi bol miktarda bulunabilir.
NE YENİR?
Çorbalardan Tayga, Mercimekli Oğmaç, Arapaşı,Tandır, Bamya, Süt, Tutmaç ve Erişte Çorbası
Et Yemeklerinden, Fırın Kebabı, Etliekmek, Çullama, iki bıçak arası ciğer, Topalak Köfte, Cella
Ekşili Kabak, Yumurtalı Kabak, Zülbiye (Papaz Yahisi), Patlıcan Bayıltan, Lahana Kapaması, Patlıcan Böğürmesi, Çöpleme
Böreklerden Peynirli Kıymalı Börek, Kıkırdaklı Börek, Tandır Saç, Su, Sedirler ve Tatar Böreğini geleneksel yemekler arasında sayabiliriz.
YAPMADAN DÖNME
Mevlana Müzesini ve diğer müzeleri görmeden,
Çatalhöyük, Kilistrayı gezmeden,
Cami ,Saray ve hanları görmeden,
Düğün Yemeği yemeden,
Konya’nın köylerinde dokunan keçe, halı ve kilimlerden almadan,
10-17 Aralık Mevlana Anma Törenlerine katılmadan,
…Dönmeyin.
Kapadokya Turizmi/Tarihçesi
Kapadokya Nevşehir, Niğde, Aksaray üçgeni arasında kalan bölgeye Persler’in verdiği ad. Katpatukya “Güzel Atlar Ülkesi” anlamına geliyor. Belki de “Düşler Ülkesi” demek daha uygun düşer. Bir de siz gidip gezin de gönlünüze göre bir ad verin.
Kapadokya, gidip görmemiş olup da resimlerinden bilenler için peribacaları’dır. Peribacaları gerçekten doğanın eşsiz armağanları olarak çok ilgi çekici. Ama Kapadokya gezip görmüş olanlar için çok daha derin, çok daha zengin bir anlamı çağrıştırır: Yüzlerce yüzlerce yıl önce yaşamış insanların yarattığı uygarlık, hıristiyanlığın ilk yıllarına uzanan mistik bir atmosfer, baskılara karşı inancın direnci…ve olağanüstü bir doğa!..
Bir de düşgücünüzün elverdiği kadar hayal kurma olanağı.
Nevşehir, Niğde, Aksaray üçgeni arasında kalan bölge Kapadokya olarak adlandırılıyor. Kapadokya ismi Persler’den geliyor. Persler Katpatukya olarak adlandırmışlar bu bölgeyi. Güzel Atlar Ülkesi anlamına geliyor.
Bölgede Perslerden önce Hitit ve Frigya yerleşimleri de olduğu biliniyor. Sonra da bir ara bağımsız krallıkla yönetiliyor ve ardından Roma, Bizans, Selçuk ve Osmanlı uygarlıkları iz bırakıyorlar.
OLAĞANÜSTÜ DOĞA
NASIL OLUŞTU?
Burada birkaç satırda özetleyeceğimiz ve halen de süren doğal oluşum 60 milyon yıldır sürüyor.
60 milyon yıl önce, üçüncü jeolojik devirde Toroslar yükseldi, kuzeydeki Anadolu platosunun sıkışmasıyla yanardağlar faaliyete geçti. Erciyes ve Hasandağı ile ikisinin arasında kalan daha küçük Göllüdağ lavlar püskürttüler. Platoda biriken küller yumuşak bir tüf tabakası oluşturdu. Tüf tabakasının üzeri yer yer sert bazalttan oluşan ince bir lav tabakası ile örtüldü. Bazalt çatlayıp, parçalara ayrıldı. Yağmurlar çatlaklardan sızıp yumuşak tüfü aşındırmaya başladı. Isınan ve soğuyan hava ile rüzgarlar da oluşuma katıldı. Böylece sert bazalt kayasından şapkaları bulunan koniler oluştu. Bu değişik ve ilginç biçimli kayalara halk bir ad yakıştırdı. “Peribacası” dedi. Bazalt örtüsü olmayan tüf tabakaları ise erozyonla vadilere dönüştü, ilginç şekilli kanyonlar oluştu. Bunlar doğanın bölgeye armağanı oldu.
İnsan eli, emeği ve duygusu işe koyuldu. 9-10 bin yıl öncesine ait yerleşimlerden ilk Hristiyanların kayalara oydukları kiliselere, büyük ve güvenli yeraltı kentlerine kadar uzun bir dönemde bir büyük uygarlık yaratıldı.
Doğanın ve insanoğlunun bu macerasına tanıklık etmek için haydi, hemen Kapadokya’ya!
Kapadokya’yı kendi başınıza gezmeniz zor. Çok şeyi kaçırırsınız. Gezip gördüğünüz yerleri iyi bir rehberiniz yoksa eksik algılamanız kaçınılmaz.
Onun için bölgeye düzenlenen turlarla gitmenizi, kendiniz gitmişseniz yerel seyahat acentalarının düzenlediği günübirlik turlara katılmanızı öneririz.
Burada sayfalarımızın elverdiğince gezilip görülebilecek yerler hakkında doğru bilgiler bulacaksınız. Rehber eşliğinde gezmezseniz GEZİ’yi geziniz sırasında yanınızda bulundurmakta yarar var.
NEVŞEHİR
Eski çağlarda Nyssa ve Soandos olarak anılan kent merkezine Türkler Muşkara diyorlardı. Buralı olan Lale Devri’nin ünlü sadrazamı Damat İbrahim Paşa nüfusu artırmak için Sarılar Türkmen oymağını yerleştirdi, nüfusu artıp büyüyen bu yeni kente”Yeni Şehir” anlamına Nevşehir denildi.
Şehir merkezi doğa ve tarih açısından bölgenin en yoksul yeri sayılabilir. Gene de görülecek ne çok şey var. Kentin sırtını yasladığı tepede gördüğümüz kale 12. yy. Selçuklu yapısıdır. Damat İbrahim Paşa zamanında ve son olarak da 1966’da onarım görmüştür. Önde ve arkasında iki kapısı bulunan kalede 4 burç ve 42 mazgal bulunmaktadır.
Şehrin ortalarındaki Damat İbrahim Paşa Külliyesi 1718-1726 yılları arasında yapıldı. Kubbesi kurşunla kaplı olduğu için Kurşunlu Cami olarak da anılır. Nevşehir taşından yapılan külliyenin ön bahçesinde sekiz sütunlu bir şadırvanı bulunmaktadır. Tek şerefeli bir minaresi vardır. İmarethane, kütüphane, kervansaray (Beylik Hanı), Müze olarak kullanılan okul külliyeyi tamamlayan yapılardır. Caminin yanında Paşa’nın 1946’da yapılmış anıtı görülmektedir.
Nevşehirli İbrahim Paşa Müzesi’nde lale devrine ait fotoğraf ve minyatürler bir salona toplanmıştır. İkinci salon arkeolojik eserlere, üçüncüsü ise etnografik eşyalara ayrılmıştır.
Kentle birleşmiş sayabileceğimiz Nar kasabası Kapadokya’nın olağanüstü doğası ile ilk yakın tanışmamızı sağlar. Kayalara oyulmuş evler, odalarla önlerine yapılan yeni kısımlar birleşerek tek ev oluştururlar.
Merkeze 8 km. uzaklıktaki Çat kasabası turistlerin ilgisini yeni yeni çekmeye başladı. Kayalara oyulmuş, uzun dehlizlerle geniş bir alanı kaplayan eski yaşam alanları ve çevredeki doğal oluşumlar ilgi çekicidir.
Nevşehir’de oteller dışında çok iyi lokantalar, barlar yok, eğlence yeri hiç yok. Bunlar için Ürgüp, Göreme, Avanos’a gideceksiniz.
UÇHİSAR
Bölgeyi dolaşmaya Nevşehir, Göreme ve Ürgüp’e eşit uzaklıkta bulunan Uçhisar’dan başlamalı. Kent merkezine 10 km. uzaklıktaki Uçhisar, Ortahisar’la birlikte bölgenin doğal kalesi görünümünde, adı da bu benzetmeden geliyor. Yoksa insan yapısı bir “hisar” değil. Uçhisar’ın kale olarak kullanımı Hititler döneminden başlıyor. Bizanslılar ise Arap akınları karşısında kendilerini korumak için kullanmışlar.
Uçhisar’ın tepesine çıkıp kilometrelerce karelik alana yayılmış muhteşem görünümü seyretmekte yarar var. Yalnız kış aylarında dikkatli olmak gerekiyor. Buzlanmadan ötürü ayağınız kayabilir. Uçhisar eskiden kaya oyma evlerle doluydu, sonradan yerleşime kapatıldı.
Nevşehir-Ürgüp karayolundan Uçhisar’a üç yol ayrımı var. Eğer bunlardan Ürgüp’e en yakın olanını (üçüncüsü) tercih ederseniz, sağ tarafınıza bir vadi göreceksiniz. Güvercinlik Vadisi olarak adlandırılan vadide kayalara oyulmuş güvercin yuvaları çok ilginç bir görüntü oluşturuyor. Vadide kayakiliseleri de var ama ziyarete açık değil.
GÖREME VE AÇIK HAVA MÜZESİ
Uçhisar’dan Göreme’ye devam ediyoruz. 2,5 km’lik yolun tam ortasında durup, bağ arasından ikiyüz metre yürürsek güzel bir seyir noktasına ulaşıyor ve Uzundere ile Avcılar Vadilerini kuşbakışı görüyoruz. Daha çok zamanı olanlar Göreme kasabasından vadilere girip daha yakından görebilirler.
Göreme peribacalarının içinde yerleşimin sürdüğü 2000 nüfuslu bir kasaba. Elbette yerleşik nüfus bu kadar.
Yörede Hristiyanlık öncesi dönemden kalan mezar odalarını kayalar üzerinde görüyoruz.
Göreme Açık Hava Müzesi’ne girmeden kasabanın içinde görmemiz gereken yerler var. Orta Mahalle Kilisesi kasabanın içindedir.
Avcılar Köyü’nün Uçhisar çıkışına yakın dinlenme yerinin 200 metre kuzey yönündeki Yusuf Koç Kilisesi özel arazi içinde ve güvercinlik olarak kapalı kaldığı için freskleri iyi korunmuş durumdadır, ama sütunları yıkılmıştır. Yol üzerinde Karşı Bacak Şapeli’ni, sütun ve kemerleri iyi durumda olan Durmuş Kadir kilisesini de görüyoruz. Avcılar köyünden Açık Hava Müzesi’ne giderken peribacalarının arasından bir boğazı geçip açık alana çıktığımızda yazın kuru olan sel yatağından yürüyüp çatalda sola dönüyoruz (sağa dönersek Görkün deresi ve vadisinde koni biçimindeki dikitleri toplu olarak görebiliriz) ve El Nazar Vadisi’nde El Nazar Kilisesi’ne ulaşıyoruz. Çadırı andıran bir koni içine oyulmuş El Nazar’ın bir kısmı yıkılmış olmasına rağmen tavan resimleri izlenebilmektedir. Vadide El Nazar ile Göreme arasında Saklı Kilise bulunuyor. Patikadan tırmanılan platodan sağdaki vadiye inildiğinde görülen kilisenin girişi 500 yıl kadar öncesi bir toprak kayması nedeniyle kapanmıştır. Freskleri orijinaldir.
Göreme Açık Hava Müzesi girişinin yakınındaki Meryem Ana kilisesini görüp müzeye girebiliriz. Müze alanı içerisinde küçüklü büyüklü çok sayıda kilise ile keşiş yemekhaneleri (refektorium), mezar odaları, kiler ve mahzen göreceğiz. ( Müze hergün 08.00 – 17.00 arası açık. Tel: 0. 384. 271 21 67 ) Kiliselerin hepsini açık bulamayabilirsiniz. Sürekli olarak restorasyon ve koruma çalışmaları yapılmakta olduğundan açık olanla yetineceğiz.
Müze alanındaki manastırlarda 7. yy’dan 12. yy’a kadar kilise mimarisini izlemek mümkündür. Düz tavanlı, beşik tonozlu, tek veya üç apsisli, merkezi haç planlı mimariye göre yapılmış kiliselerin fresklerinde de ikonalaşma çağı ve yerel üslupları yansıtan resimleri izleyebiliyoruz. Yöredeki manastırları “sayısız” olarak nitelersek yanlış olmaz. Bir çoğu harap durumda, freskleri yokedilmiş olarak günümüze ulaşabilmiş. Göreme vadisi kaya oyma kiliselerinin yanında doğal görünümüyle de etkileyici bir manzara sunuyor. Sırtlara doğru çıkıp Kılıçlar Vadisi ve Aktepe’yi seyrediyoruz.
Burası fotoğraf çekmek için de uygun yerlerden.
Müze alanındaki kilise ve diğer yapılardan önemlilerini görelim:
Girişte hemen karşımıza gelen yüksek kayaya Kızlar Manastırı deniyor. Dört kat halinde oyulmuştur. Birinci şapel en üstteydi, yıkıldı ve küçük bir parçası kaldı, merdivenle çıkıp kalan kısma bakıyoruz. İkinci şapel kaya kütlesinin içindedir, uzun bir geçitle ulaşılmaktadır.
Elmalı Kilise güneydeki uçurumun kıyısındaki tümseğe oyulmuştur, asıl girişin yolu çöktüğü için duvarına açılmış tünelden giriyoruz. Duvar ve tavan resimleri yer yer dökülmesine rağmen güvercinlik olarak kullanılmış olduğundan oldukça iyi korunmuştur. Ayasofya’nın temel planına uygundur.
Dokuz kubbeli, dört sütunlu, Grek haç planlı ve üç apsisli kilise 11. Yy. ortası ile 12. Yy. başına tarihleniyor. İsa’nın yaşamından 15 sahne resmedilmiş. Ana kubbede Pantokrator ( Evrenin Efendisi ) İsa, diğerlerinde melekler görülüyor.
Azize Barbara Kilisesi’ne(Şapel) Elmalı’nın ters yönünden giriliyor. İki sütunlu kubbesi, haç planı ile 11. Yy. özellikleri taşıyor. Tavanında ve duvarlarında basit halk süslemeleri görülüyor. Çok renkli ve karışık kompozisyonlar resmedilmiş. Girişin karşısındaki hayvan figürleri büyü bozmayı ifade ediyor.
Yılanlı ( Aziz Onuphorios ) Kilise adını azizlerin savaşıp yok ettikleri ejderha resminden alıyor. Enlemesine dikdörtgen planlı, beşik tonozludur.
Mezarların bulunduğu bölüm ise düz tonozludur. Kilise tonozunun iki yanında aziz tasvirleri var. Kilisenin güneyinden batısına doğru gördüğümüz L biçimindeki kaya kütlesinde kiler, mutfak ve yemekhaneler var.
Resimlerin en iyi izlenebildiği, renklerin bütün canlılığıyla korunduğu kilise olan Karanlık Kilise tümüyle resimlerle bezenmiştir. İsa’nın doğumundan ölümüne hayatının anlatıldığı resimler oldukça iyi durumdadır. (Karanlık Kilise’yi bir rehber eşliğinde dolaşmanızı, fresklerin neyi tasvir ettiğini rehberden dinlemenizi öneririz.)
Çarıklı Kilise’ye merdiveni yıkıldığından demir bir merdivenle çıkıyoruz. Dört kubbeli yapısıyla St. Barbara’ya, resimleri bakımından Karanlık Kilise’ye benziyor. Tahribata rağmen resimler bütünlüklerini korumaktadır. Otoparkın alt yanındaki Tokalı Kilise bölgenin en büyük kilisesidir. Merdivenle inilen bir alt kilisesi de bulunan Tokalı çağdaş restorasyonu tamamlanmış tek kilisedir.
Göreme’den ayrılmadan önce Kılıçlar Vadisi’ni görebiliriz. Göreme Vadisi ile Aktepe arasında beyaz tüf kayalardan oluşan bu vadilere Büyük ve Küçük Kılıçlar deniliyor. İçinden su yolu geçen peribacaları, tünelleri, ilginç biçimli kayalıkları ile etkileyici bir görünümü olan vadide dört sütunun taşıdığı büyük kubbeli Kılıçlar Kilisesi de görülüyor.
Göreme’den sonra Ortahisar ve Ürgüp yönüne devam edilebilir, biz bir başka yolu, Kızılçukur, Zelve ve Çavuşin’i görerek Avanos’a giden yolu izleyeceğiz.
Kızılçukur Vadisi
Göreme’den Çavuşin’e kadar olan alan gerçekten düşsel görüntülerle doludur. Çavuşin Köyü’nün içinden geçen toprak yol bizi Güllüdere ve Kızılçukur adlı iki doğa harikasına götürecek. Çavuşin Köyü’nde caminin yanından dönen toprak yolu izleyerek yarım saatlik bir yürüyüş de yapabiliriz. Vadilerin belirli bir kesimine kadar otomobille de gidilebilir ama akşam serinliğinde yürümeyi tercih edelim. Yürüdüğümüz sel yatağına Güllüdere deniliyor. Burası inzivaya çekilen keşişlerin yeriymiş. Kayalarda keşişlerin inziva hücrelerini görüyoruz. Bugün de inziva için ideal yer olduğunu düşündürtüyor. Kuş seslerinden başka bir ses duyulmuyor. Güllüdere ve Kızılçukur’un farklı biçimde oluşmuş kaya kütlelerine 12 kilise oyulmuş. Bu kiliseler Çavuşin’deki vaftizci John Kilisesi’nin etrafında toplanmış ilk Hristiyanların buraya yerleştiğini düşündürmektedir.
Kızılçukur özellikle akşam üzerleri, günbatımına yakın çok etkileyici bir manzara sunuyor. Derin, kıvrımlı ve yamaçları kırmızı renkli vadiye akşam güneşi vuruyor, oturup seyre dalıyorsunuz, her dakika renkler değişiyor. İsterseniz bir oyun oynayın, dikkatle bakın önce, sonra gözlerinizi iki dakika kapatıp yeniden bakın, renklerin değiştiğini daha açık göreceksiniz.
Konaklayabileceğiniz Bazı Kapadokya Otelleri
* LykiaLodge Hotel
* Altınoz Otel
* Avanos Irmak Oteli
* Ürgüp Mustafa Otel
* Kapadokya Inn Otel
* Termalya Hotel Kapadokya
* Burcu Kaya Otel
* Resort Dedeman Cappadocia Otel
* Kapadokya Melek Evleri
Sivas Balıklı Kaplıcaları

Sivas’ın Kangal ilçesi hem köpekleriyle hem de balıklarıyla ünlü! Köpekleri hemen herkes tanıyor.Oysa balıkların özelliği çok önemli. Dünyada eşi benzeri bulunmayan ve sedef hastalarının son umut olarak gördüğü bu balıkları merak ediyorsanız,yazımızı mutlaka okuyun!
Doktor balıklar
Sivas’a gitmek için ya Kayseri ya da Malatya yolunu kullanmanız gerek. İstanbul’dan bu iki yere de Türk Hava Yolları’nın direkt uçuşları var. Ancak Kayseri yolu daha rahat olduğu için ilk tercih.Kayseri’ye indikten sonra, Sivas’a gitmek için üç saatlik bir yolculuğu yapmanız gerek. Yaz aylarında, sezonun yoğun olduğu dönemlerde, oteller Kayseri’den servis hizmeti veriyorlar. Balıklı Kaplıca Sivas’a 98, Kangal ilçesine ise 13 kilometre uzaklıkta. Yani Sivas’tan yaklaşık bir saat onbeş dakikalık yolunuz var. Kangal Sivas’ın en ünlü ilçesi, Hem köpekleriyle hem de balıklarıyla! Sivas Kangal Köpekleriyle sadakat ve görev anlayışı dışında fizikleriyle de dikkat çekiyor. Balıklara gelince, onların özellikleri gerçekten çok fazla. Bir kere, 37 derece sıcaklıktaki suda yaşıyorlar ve bu karşılaşılan bir durum değil. En önemli özelliği ise sedef hastalığına alternatif bir çözüm sunmaarı. En büyüğü on santimetre boyunda olan bu balıklar halk arasında,”doktor balıklar” olarak anılıyor.
Tesadüfen bulunmuş
Sivas Balık Kaplıca’nın bulunduğu bölge 1917 yılına kadar sazlıkmış. Ayağında yara olan bir çobanın tesadüfen iyileşmesiyle, yöre halkının ilgisini çekmiş. Balıkların yaşadığı bu sıcak derenin suyu kullanılarak ilkel havuzlar açılmış.1960′lı yıllarda Sivas İl Özel İdaresi’ne geçen kaplıcaya, dönemin şartlarına uygun tesisler yapılmış. 1983 yılında bir gazetecenin, havuzlara giren bir sedef hastasıyla yaptığı röportaj, kaplıcanın ününü dünyaya yaymış. Kaplıca 1988 yılında beri Ünsallar A.Ş. tarafında işletiliyor. Tesiste şu anda iki adet yüzme havuzu, 16 adet özel banyo var. 137 odası olan otel,kış aylarında da çok sıcak. Hem açık hem de kapalı havuzların,dereye bağlantısı var ve derenin suyu bir boruyla havuza geliyor, diğer taraftan çıkıyor. Dolayısıyla da balıklar havuz ve dere arasında gidip gelebilyor. Havuzların dibindeki çakıl taşları doğal bir hava yaratıyor. Bu çakılların sebebi, suyun yeerden kaynıyor olması. Suyun yerden kaynaması ise jakuzi etkisi yaratıyor.
Balıkların dişlerin yok
Sivas Balıklı Kaplıca’daki balıklar, insanlar suya girer girmez seri ve ilginç hareketlere başlıyor. En büyüğü on santimetre olan bu balıklar suya giren herkese vücudunuzda minik darbeler hissediyorsunuz.Başlarda hafif bir gıdıklanma etkisi yaratan balıklara zamnala alışıyorsunuz. Sedef hastaları ya da diğer cilt problemi olanlar, suya girdiklerinde, sudaki selenyum yarayı yumuşatıyor. Balıklar da ufak hareketlerle bu yaraları yumuşatıyor. balıklar kaplıcanın suyunda,litrede bir gram selenyum bulunuyor. Selenyum cilt için çok yararlı. 2001 yılının haziran ayında, Sivas Valiliği, Cumhuriyet Üniversitesi ve Balıklı Kaplıca İşletmesi’nin birlikte düzenlediği sempozyumda, bu kaplıcanın sedef tedavisinde olumlu sonuçlar kaydettiği kanıtlanmış. Cumhuriyet Üniversitersi Dermatoloji Bölüm Başkanı Prof.Dr. sedat Özçelik, bu konuyla 20 yıldır ilgileniyor. Çalışmaları sonucunda, 21 günlük kür uygulayan hastaların klinik olarak şifa gördüğünü tespit etmiş. Bu olumlu sonucun en büyük etkisi de, suyun özelliği ve kaplıcanın yüksek yerde bulunmasından dolayı hastalığına uygulanan bütün tedavi yöntemlerinde, hastalık tekrar edebiliyor. Ancak, balıklı kaplıcadaki 21 günlük kür, hastalıksız geçen süreyi uzatıyor.
Selçuklu etkisi
Sivas’ın özellikle sadece balıklı kaplıcayla bitmiyor. Selçuklu mimarisinin izlerine de sıkça rastlayabilirsiniz.sivas’a gitgiğinizde mutlaka görmeniz gereken yerlerin basşında, merkezdeki İlhanlı Veziri Şemseddin Mehmet Cüveyni tarafından 1271 yılında yaptırılan “Çifte minareli Medrese” ve hemen karşısındaki Selçuklu Sultanı l.İzzeddin Keykavus tarafından 1217 yılında yaptırılan “Şifai Medresesi” geliyor. Bu medresenin içinde, Sivas’a özgü kilimler bulabilirsiniz. Divriği de görülmesi gererken ilçelerden biri. Konakları dışında en büyük özelliği, ilçeye tepeden bakan heybetli Ulu Camii. Sivas, Hititler’den osmanlı’ya uzanan farklı bir kültür yapısına sahip.hem bu farklı kültürü yaşamak, hem de balıklı kaplıcanın şifalı sularından yararlanmnak istiyorsanız Sivas sizi bekliyor…
BUNLARA DİKKAT!
Balıklı kaplıcalara girecek olanlar;
* Suyu içtikten sonra, havuza girmeden önce kahvaltı yapmak gerekiyor.
* Günde dörder saatten iki seans havuza girilmesi tavsiye ediliyor.
* 21 günlük kür uygulanmalı.
* 21 gün boyunca hastaların, “sedef hastalığı” ile ilgili herhangi bir ilaç ya da krem kullanmamaları gerekiyor.
* Tedavi süresince alkol de kullanılmamalı.